
çanakkale eskişehir’e çok mu uzaktır abiler? atlasım yok ki, baksam... sözüne uyup tarih atlasıydı getirdiğim. coğrafyayı başka ezber etmiş çocuklardık biz. maveraünnehir’in döküldüğü yerden başladık okumaya...
eskişehir’den çanakkale’ye kaç saatte gidilir abiler? matematiğim zayıftır; orta ikiden terkim üzerinize afiyet... uzaklığı verseniz, hızı verseniz hesabım tutmaz zamanı. hep geniş zamanlıydı şiirimiz. ondan her hal bu zamansızlığımız biraz.
yolda tabela var mıdır, okunur mu abiler? okumaklığımız da dalgalıdır bizim. tarihi düzünden okuruz ama evvelallah. sarışın olmadığımızdan olsa gerek... tarihin değil şiirin noktalama işaretlerini biliriz yalnız. sorsam yol gösteren olur mu?
eskişehir’den çanakkale’ye taşıt bulunur mu abiler? tramvayların üstünde ‘asılmak tehlikeli ve yasaktır’ yazarmış eskiden; biz asıldık –hem de kaç kez- bileniniz var mı abiler?
polis-jandarma olur mu arada abiler? sivilliğimiz şiirden ve de ezeldendir...
melahat’i tanıyanınız var mı abiler? yoksa siz de otuz birden sonrasını bilmeyenlerden misiniz? çift kapısıyla ünlüymüş evi; biri mühürlenirse beriki yedek...
kaç paradır bir gidiş abiler? parasız yatılıydık biz öğrenciliğimizde. öğrencilik de bitti şimdi, gececilik de... bir tek parasızlık kaldı yadigar. dönüşümüz mevzu değil, gidiştedir aklımız.
bir yortsavul çeksem yollar bana açılır mı abiler? kurşun kalemim evde kalmış, yazmasam olur mu abiler?
çanakkale yerinde durmuyor, uzaklaştı mı ne abiler?


